KUZEYİN OĞLU SUSTU, MİMOZA SOLDU, HIRÇIN AKSİ BİR VEDA


Bayram gecesi… Herkesin neşe içinde olduğu, sevdiklerinin elini öpmeye koştuğu o gece… Birden bir sessizlik yayıldı yeryüzüne. Ardından bir çığlık… Kıbrıs’tan geldi acı haber:
Volkan Konak, sahnede kalbine yenildi.
1967 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinde doğan Kuzeyin Oğlu, halkına, doğaya, Atatürk’e, türkülere sevdalı bir adamdı. Ramazan Bayramı nedeniyle özel bir konser için geldiği Kıbrıs’ta, sahneye çıktı. O her zamanki gibi güçlüydü, asi bir rüzgâr gibi esiyordu. Ama kader, en sevdiği yerde bekliyordu onu…
Sahnedeydi. Şarkı söylüyordu. Alkışlar arasında aniden fenalaştı. Kalbi, o hırçın ve sevgi dolu kalp, bu kez taşıyamadı yaşadıklarını. Ambulans geldi. Gazimağusa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Ama hastaneye geldiğinde artık hayatta değildi. Doktorların tüm çabasına rağmen, o güzel yürek susmuştu.
Hani sanatçılar der ya:
“Allah bize sahnede ölüm versin…”
Volkan Konak’a nasip oldu bu. Her ölüm acı, her ayrılık ıstırap…
Ama bu sahne ölümü, ona yakıştı. Çünkü o, hayatını sahneye adadı. O sahnede büyüdü, halkına orada sarıldı, orada isyan etti, orada sevdasını anlattı. Orada gitti.
Belki de onun ruh hali, en çok şu dizelerde saklıydı:
“Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, nalet...
Bi’ bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
Azgın bir hayvan döver gibi bugün çalışıyorum...
Sonra bir de bakıyorsun ki
Ağzımda sönük bir sigara gibi tembel bir türkü
Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum...
Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
Kendime karşı duyduğum nefret ve de merhamet...
Fakat elimde değil gülüm, elimde değil sevgilim...
Seni kıskanıyorum...
Beni affet...”
İşte buydu Volkan Konak… Hem hırçın, hem kırılgan… Hem asi, hem merhametli… Bir yanı “dağ gibi adam”, diğer yanı “çiçek gibi incelikli”... O bir devrimciydi. Halktan yanaydı. Adaleti savunurdu. Atatürk sevdalısıydı. Hiç susmadı, eğilmedi. Türkülerini sadece söylemedi; yaşadı, yaşattı.
Ve bir gün, sahnede söylediği şu söz, onun hayat felsefesini özetlemişti:
“Yenilmez şövalyemiz Atatürk’ü sevmeyenle ahbaplık etmem.”
Bu cümle sadece bir inanç değil, bir yaşam biçimiydi onun için. Onu tanıyanlar bilir; o ne yana dönerse dönsün, sırtını hep Mustafa Kemal’e dayardı. Halkına olan sevgisini, sanatını, duruşunu hep bu çizgide taşırdı.
1992 yılında evlendiği eşi Selma Konak ile yıllarca mütevazı bir hayat sürdü. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle düğün bile yapamamışlardı. Ama 31 yıl sonra, geçtiğimiz yıl… Geç kalmış bir mutluluğu doyasıya yaşadılar. Şarkılarla, gözyaşlarıyla, kahkahalarla yapılan o düğün, onların büyük aşkının simgesi oldu.
Ve şimdi…
O aşkın diğer yarısı, Selma Konak, bu sessizliği en derinden yaşıyor.
Volkan Konak artık yok.
Ama sesi… Türküsü… Yüreğimizde, hafızamızda sonsuza dek yaşayacak.
Tıpkı sahnede kaybettiğimiz Metin Arolat gibi…
Tıpkı her şarkısını yüreğiyle söyleyen o güzel insanlar gibi…
Kuzeyin Oğlu sustu.
Mimoza çiçeği soldu.
Ama şarkılar susmaz Volkan…
Sen sahneden indin belki…
Ama biz seni hep alkışlamaya devam edeceğiz…
Mekânın cennet, yüreğin huzurla dolsun.
Hırçın ve aksi adama, sonsuz sevgiyle veda ediyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.